Mahya Tasarım Yarışması Başladı!

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği tarafından düzenlenen “Mahya Tasarım Yarışması” İstanbul’da 400 yıldan beri kesintisiz yaşayan bir gelenek olan mahyayı çağdaş dünyanın bir tasarım nesnesi olarak yeniden gündeme getirmeyi, geleneksel ve yeni açılımlar içeren öneriler elde etmeyi amaçlıyor. İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Grafikerler Meslek Kuruluşu (GMK), Bilgi Üniversitesi Tasarım Kültürü ve Yönetimi Sertifika Programı’nca desteklenen yarışmaya başvurular 20 Temmuz Salı günü başladı.

Grafik, görsel sanatlar, mimarlık ve benzeri tasarım disiplinlerinden gelen öğrenciler, profesyoneller ve ilgililer, 5 Ekim Salı gününe kadar İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’na başvuru yapabilecekler.

 İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği tarafından düzenlenen Mahya Tasarım Yarışması, zaman içinde kullanılagelen formların sınırlı kalması ve uygulamacılarının azalması nedeniyle unutulmaya yüz tutan mahyacılığı çağdaş tasarımla buluşturmayı amaçlıyor ve tasarımcıları yarışmaya davet ediyor.

 Tasarımlar, aday projelerin mahyayı bir tasarım nesnesi olarak değerlendirerek çağdaş tasarım örnekleri sunması, bugüne kadar kullanılagelen formların yanı sıra kamusal alanda görünür olabilecek yepyeni ifade ve biçimler önermesi ve önerilen projenin uygulanabilirliğine ilişkin teknik olarak çözümlenebilir olması gibi kriterlere bakılarak değerlendirilecek.

 Beşir Ayvazoğlu, Yeşim Demir, Zeynep Fadıllıoğlu, Prof. Dr. İsmail Kara, Komet, Nevzat Sayın, Ömer Faruk Şerifoğlu ve Kahraman Yıldız’dan oluşan Seçici Kurul tarafından değerlendirilecek tasarımlar sonucunda belirlenen 5 projenin her birine 5.000 TL para ödülü verilecek.

Yarışma üniversitelerin güzel sanatlar, mimarlık ve mühendislik fakülteleri mezunlarına veya halen bu fakültelere bağlı programlara kayıtlı öğrencilere ve konuyla ilgili kişilere açıktır.
Yarışma sonuçları 20 Ekim 2010 tarihinde duyurulacak ve başvurular arasından seçilen tasarımlar Kasım ayında bir sergi ve katalog ile kamuoyuna sunulacaktır.

 Mahya Nedir?
Mahya, Ramazan gecelerinde, kandillerde, bayram ve özel günlerde camilerin minareleri arasına eskiden kandillerle, günümüzde elektrik ampulleriyle kurulan yazı ya da resimlerden oluşan aydınlatma düzenidir.
Katılım şartnamesi, başvuru formu ve detaylı bilgi için: gelenekselsanatlar@istanbul2010.org

fikironline hakkında

Fikir üreten, geliştiren, pazarlayan tasarımcılara, girişimcilere ve sanatçılara yeni fikir ve trendleri takip edebilecekleri platformları sunmayı amaç edinen bir internet girişimidir.

Related posts

17 yorum

geleneksel uslubun hakim olduğu, birbirine oldukça benzeyen dini yapılar için sıradışı bir örnek olmuş..

ilk bakışta farkedilebilecek zerafet örneği, nakış işler gibi.. yaratıcılığın ve emeğin buluşmasının böyle kutsal bir mekanda sunulması da ayrıca çok hoş.

çok güzel bir yapı ancak dini bir ibadet yeri değilde bir müze havası var bu nedenle ibadete konsantre olmada güçlük çekilebilecek bir yer ayrıca bu yapıda ibadet ederken ALLAH ı düşünmek yerine oo mimarda ne güzel iş çıkarmış der insan heralde…dini mekenların dış cephesinde gösteriş olabilir ama iç mekanın daha sade ve içsel dönüşe uygun makanları olması gerektiğini düşünüyorum meslektaşıma başarılar…umarım bu eleştirimi duyar…

Projenin tamamlanmasını merakla bekliyordum ama sasırdım,fadıllıoğlunun bile bu fırsatı nasıl bu sekilde heba ettim diye düsündüğünü tahmin etmek zor değil, hiç öngörü olmayan,stratejik bir anlam ifade etmeyen ben yaptım oldu mantığı var,belçikada yaşayan fransız bir mimar var müslüman,joel privot internetten araştırmanızı öneririm,dünya değişiyor tasarımda reform şart.

camiilerimiz genellikle osmanlı, selçuklu döneminden…son 30 yılda yapılan camiilerimiz bağışlarla yapılan, mimari özelliği olmayan camiiler…şakirin camiinin yapımındaki en ince detaylar beni çok etkiledi…ruhu kesinlikle var ve beni aylardır çağırıyor…emeği geçen herkesin eline, beynine sağlık…toprağın üzerine bir şey kondururken 1000 kere düşünmek lazım…bu yapıyı ben yaptım demek en büyük ödül bence

elif şennura cevaben bir yorumda bulunmak istiyorum. kendisi galiba yurdışındaki camileri, iç ve dış cepheye harcanan emek, para ve ihtişam örneklerine şahit olamamış. Dubai’nin en önemli yaptılarından Jumeirah Camii’de özel yapım halılar dünyanın dört bir yanından getirttirilen mermerler kullanılarak iç cephe dekore edilmiş ve bir servet harcamışlardır. dinden ve ALLAHtan başka pek birşey düşünmeye araplar bu yapıtın iç ve dış ihtişamıyla gurur duyuyorlar, ülkelerine her gelen misafiri ilk buraya götürüyorlar… umarım kimse sizin bu yorumunuzu duymaz.. meyve veren ağacı taşlarlar sözüne uygun bir eleştiri olmuş sizinkisi…

modern sıradışı bir cami emegi geçen herkesi kutlarım.istanbula selimiye camisini aynen yapacaklarmış.aynısını mümkün degil yapamazlar ancak basit kopyasını yaparlar.onun yerine bu cami gibi özgün sıradışı bir camii yapsalar daha iyi olur

merhabalar herşeyden önce emeğe saygı mimarın beynine ve gözüne sağlık..bu arada yasemin hanımın yorumu isabetli. Tarihtede cami yapıları teknikte ,ekonomik güçte ve sanat alanında son noktanın yerini belirlemiş. Fakat osmanlı yapısı ile bir batı yapısını birbirinden ayıran tevazu ve göz alıcılığı göz ardı etmemeliyiz. Dile getirmek gerekirki şakirin camiini gezdiğim günün akabinde girdiğim mihrimah camiinde sanki bir nefes aldığımı farkettim. Ülkenin biçok konuda gelişme kaydettiği ve dünyaya yoğun mesajlar verdiği şu zamanlarda daha fikir yoğun çalışmalar yapılmalı nekadar dar bir zamanda yapılmaya çalışılmış olsada!! Araplar gösterişten alayişten hoşlanır onları o yapan şeylerden birisidir buda bize biz olan lazım bence.

cami içinde sarı saçlarını savura savura gezen zeynep, yaptığın işi ne kadar da benimsemiş ve yaptığın esere ne kadar da saygı duyarmışsın.. sanırım tam da bu sebepten sosyetik mimar-içmimar dan ötesine geçemeyeceksin. ülkemizdeki camilere gelen turist kadınların bile saygıdan başlarını kapatması sana birşey ifade etmiyor mu?

öncelikle yorum yapan herkesin düşüncelerine saygı duyduğumu söylemek isterim…sanırım herkes gördüklerine göre yorum yapmış ama incelendiğinde olayın görsellikten uzak tamamıyle kitch bir eser olduğu aşikare. iç mimar öncelikle geleneksellikten bi haber bir kişi olup bu konuda eser okuyup okumadığını merak etmekteyim. Hat yazıları ve kalem işleri incelendiğinde, basit hatalarla mekanı dizayn etmesi onun bilgisizliğinden kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Ayrıca Türk sanatında camiyi ön plana çıkaran çininin camide olmaması bu tezimi doğrulamaktadır sanırım. bu konuda Prof. Dr Aygen Törüner’in Zeynep hanıma yazmış olduğu mektubu okumanızı rica ediyorum (‘Ali Saydam’ın Marketing Türkiye dergisinin bu sayısında bir gazeteden alıntılayarak derlediği bir yazısı’ araştırıp okursanız ne demek istediğimi anlarsınız sanırım)12 senedir bu meslekle uğraştığım için nacizane olarak bende Aygen beyle aynı fikri savunuyorum eser tam anlamıyla bir KITCH’tir ve öyle kalacaktır. Olay ne kadar para harcandığı ya da ne kadar ihtişamlı olduğunda değildir.. biz arap değiliz ve araplar gibi ihtişamıda sevmeyiz bunu da Türkiye’ de ki muazzam camilerimiz kanıtlıyor sanırım…

Hayal kırıklığına uğradım ve evet, benim de gözümü tırmaladı Sayın Zeynep Fadıllıoğlu’nun başını örtmemiş olması.Örtmekle bir şey kaybetmezdi,örtmemekle kaybettiği saygıdan daha önemli olan neydi acaba?
Mimari tasarım Hüsrev Tayla imiş. William Pye ise havuzu tasarlamış.Yapımı dört yıl sürmüş…Acaba bahsi geçen kişilerin bireysel ve birlikte olarak proje hazırlarken ve fikir teatisinde bulunurken geçirdikleri zaman nedir diye düşünmeden edemedim.Çok daha iyi olabilirdi.

özlem hanım,elif şennur hanım ve selçuk beye katılılıyorum.camiyi yakından incelediniz mi bilmiyorum ama ‘modern’ olarak sunulmuş bir camide ciddi mantık hataları var.malzemelerin geleneksel camilere göre gösterişli ve günümüzde moda olan malzemeler olması yapının modern olması anlamına gelmez.yeni camilerde minareleri de çok gerekli göremiyorum.hatta mali yük getirdiği bi gerçek.kimileri islamın temsili açısından önemli bulsa da islamı temsil edecek tek şeyin minare olmadığı görüşündeyim.günümüz inşaa tekniklerine göre farklı bir üslup benimsenemez miydi?biraz daha cesur bir tasarımla çok daha mümkündü bence.mesela kubbe tek seçenek mi?cami tuvaletlerindeli pisuarlar da cabası.islami kuralları bilen pisuarın ne derece uygun olduğunu bilir.caminin kendine has şadırvanı ise hoşuma gitti.yasemin hanımın arapların camileriyle övünmesi sözüne şiddetle karşıyım.araplar kabeyi bile para kaynağı olarak görüyor.ve bence islamı en iyi türkler yaşıyor.

Gösterişli ama ihlastan mahrum bir eser olmuş… Oryantalist bir bakış açısıyla yapıldığı öylesine belli ki, her şey var ama islami bir ruh yok eserde… Tıpkı Zeynep hanımın, adına camii dediği yerde, başı açık pozlar vermesi gibi…

Camida gidip namaz kılmayan hata hiç kılmayacak olan arkadaşlar garip yorumlar yapmış. Camide defalarca bulundum müthiş bir ortam , klasik osmanlı takliti camilerden daha fazla heyecan veriyor. He bu demek değilki süleymaniye ile kıyaslıyorum. Zaten mimarı Hüsrev Tayla bey de böyle bir hadsizliği düşünmez. Her şey var islami ruhda var. Kuran ı kerim sayfalarının canlandırıldığı camlar Allahın rahmetini anlatan yağmur taneleri şeklindeki avizeler sonsuzluğa uazayıp giden minber hepsi uzun uzun düşünülmüş tebrik ediyorum. Tarihe eser bırakılacaksa bu dönemin mimarisine uygun kalıcı eserler bırakılmalı. 600 sene öncesini taklit ederek tarih bırakılamaz.

Bir cevap yazın

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.